17 Eylül 2009 Perşembe

Salgado şubatta

Robert Capa'dan sonra bir başka efsane fotoğrafçının çalışmaları da Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde. Şubatta Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde Sebastiao Salgado'nun fotoğraflarından oluşan bir sergi açılacak. Sergide, Sebastiao Salgado'nun Ara Güler'e hediye ettiği yaklaşık 40 fotoğraf yer alacak.

Shakespeare'in kafesi

Tiyatrom 'Robin Cafe' adlı oyunu sahneliyor. Shakespeare'in oyunlarından Can Doğan'ın Türkçeleştirdiği ve sahneye koyduğu oyunda Shakespeare bir cafe işleticisi olarak karşımıza çıkıyor. 'Robin Cafe' her cumartesi saat 16.00 ve 20.30'da Barış Manço Kültür Merkezi'nde. Tel: 0216 418 16 46 (Kültür Sanat)

MDT'den yeni proje

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Modern Dans Topluluğu'nun (MDT) yeni projesi '29-30' 10 Ocak'ta prömiyer yapacak. Koreografisini Bürge Öztürk'ün gerçekleştirdiği '29' ile koreografisini Devrim İleri'nin yaptığı '30'un ortak temasını, kent insanının değerlerini sorgulayışı oluşturuyor. Tel: 0312 324 22 10

Yorum yürüyor

Grup Yorum'un 19'uncu albümü 'Yürüyüş', Kalan Müzik etiketiyle yayımlandı. Albümdeki 15 şarkı arasında Kürtçe anonim halk türküsü 'Yara Mina Bedeve', Nâzım Hikmet'in 'Bu Vatana Nasıl Kıyılır' şiiri ve Arap Halk Türküsü 'Kalbu Falastini' ile iki de enstrümantal parça yer alıyor.

Polisten 'Lemanca' nasihat

'Club' gençliğini çizen Bahadır Boysal, bu kez Narkotik Şubesi'yle birlikte çalıştı. Üç adet uyuşturucu karşıtı çizgi roman hazırlayan Boysal, 'Clubber denilen gençlere gıcık oluyorum' diyor.

Leman dergisinde, 'clubber' abi ve ablaların dünyasını çizen Bahadır Boysal'a İstanbul Emniyet Müdürlüğü kancayı taktı! Yanlış anlaşılmasın, bu kanca Boysal'ın kanunsuz bir iş yaptığı için değil,
'clubber' abi ve ablaların dünyasını yakından tanıdığı için. Boysal, Narkotik Şube Müdürlüğü ile yaptığı işbirliğiyle üç çizgi roman hazırladı. Uyuşturucu ile ilgili yıllardır nasihat edilen gençlerin elinde bu kez Boysal'ın çizgi romanları dolaşıyor.
'Öyküyle Madde Kullanımını Engelleme Projesi' (ÖMKEP) ile 'Uyuşturucu ile Yaşamak', 'Yaban Ellerde' ve '18 Yaşım' adında üç kitap çıkarıldı. Bu kitaplardaki öyküleri komiser Zafer Ercan, gerçek hayatta bizzat tanık olduğu yaşanmış olaylardan derledi. Leman dergisinin ünlü karikatüristlerinden Bahadır Boysal ise öyküleri resimledi. Boysal'la proje hakkında konuştuk. Gördük ki, Bahadır Boysal clubber'ları anlatıyor ama onlarla arasının çok iyi olduğu söylenemez. "Clubber'ların felsefesi yok" diyor ve dünyayı umursamadan, eğlence ağırlıklı bir yaşam biçimi tutturdukları için onlara kızıyor.
Hayırdır, gördüğümüz kadarıyla polisle işbirliği yapmışsınız!
Yok valla bildiğiniz gibi değil. Komiser Zafer Ercan var, eski Gırgır çizerlerinden üstat Galip Tekin'in arkadaşı. Ercan, Galip abi vasıtasıyla bana ulaştı. Leman dergisinde genel olarak uyuşturucu kullananları, 'club' gençliğini çizdiğim için bu işi de en iyi benim yapabileceğimi düşünmüşler.
Leman, muhalif bir dergi. Projeyi nasıl kabul ettin?
Evet, bundan beş altı sene önce olsaydı Leman'ın duruşuna ters olurdu ve kabul etmezdim. Artık dünya değişiyor. Böyle postmodern bir çalışma yapmam iyi oldu ama. Annen baban seviniyor işte. Sen de mutlu oluyorsun. Eskiden ne güzel rock dönemi vardı. Felsefeleri vardı ama bunlarda felsefe bulamıyorsun ki. 'Clubber'ların felsefesi yok. Tek dertleri hap yutup dans etmek. Ben de hepsine gıcık oluyorum ve hemen kabul ettim projeyi.
Ama Leman dergisindeki çizimlerin çok fazla eleştirel değil.
Aslında onlarda da ince bir eleştiri var. Tamam belki tam örtüşmüyor ama kulüplere giden ama memleket meselelerini umursamayan bağımlı, apolitik gençlere olan gıcığımı alttan alttan hep veriyorum karikatürlerimde. Bu 'kayıp gençlerin' sayısı son yıllarda o kadar arttı ki. Kimileri kamyon kamyon uyuşturucu tüketiyorlar. Ben de kendi iç hesaplaşmamı bu projeyle yaptım.
Bu 'clubber' abi ve ablaları 'teoride ve pratikte' izliyor musun?
Takip ediyorum evet, işim bu benim. Bakıyorum da, o kadar anlamsız ki onlarla muhabbet etmek. Bir şeyleri paylaşmaya çalışmak, o kadar kötü ki. Duvara çarpıp tekrar bana geri dönüyor paylaşmak istediğim şey. 'Ben dansımı edeyim de memleket yanıyormuş bana ne felsefesi' zaten olayın ne kadar sinir bozucu olduğunun göstergesi.
Aslında irdelenmesi gereken konu buydu ama hiçbir çalışma yapılmadı bu konuyla ilgili. Bir tez konusu da olmadı. Herhalde içi bomboş bir şey olduğu için yapılmadı ama gençler ciddi uyuşturucu tehdidi yaşıyorlar. Hele de Müslüman topraklarda böyle birtakım şeylerin olması çok enteresan.
Bu gençlerin ıstırapları ne? Neyi yaşıyorlar? Nedir bu? Niye böyle? İncelenmeli bunlar bence. Az önce de söylemiştim ya rock dönemi apayrıydı. Onların felsefeleri vardı. Ekmek üzerine şarkı yazıyordu adamlar. Aşkı, sevgiyi iyi anlatırdı o dönem. Ama 'clubber' denilen gençliğin çoğunun ailesiyle bile sorunu yok. Kuzu gibiler. Memleketle ve dünyayla zaten sorunları yok. Renk yok ama ukalalık var.
Bu son yaptığın çizgi romanlardaki öyküler nasıl ortaya çıktı?
Kitaplardaki öyküleri görünce bunlar da mı var dedim. Hayret ettim. Ama bunlar sadece 'club' gençliği değil tabii. Kesiştikleri nokta uyuşturucu.
Komiser Zafer Ercan bana enteresan olaylar anlattı. Uyuşturucu bağımlısı gençleri anlamak için onları bir odaya alıyorlarmış. Sadece mevzuyu anlamak için. Sorgu aleti, kayıt cihazı kullanmadan muhabbet edip yardımcı olmaya çalışıyorlarmış. Üç çizgi romanın da öyküsü o zamanlarda çıkmış. Bu çizgi romanlardaki asıl tema şu: Hiçbir şekilde uyuşturucuya başlamamak!
Kitaplar gençlere nasıl ulaşacak?
Bu kitaplar lise öğrencileri için aslında. Liselerde dağıtılacak yani. Feleğin çemberinden geçmiş gençler için iyi oldu bence. Bir de barlarda, kulüplerde, İstiklal Caddesi'nde dağıtılacak elden. Projeyi tiyatro yapma planı da var. Umarım hepsinin bir faydası olur.

Bayazıt: Yeni bir dönem başlıyor

Aşkın süredir bankacılık yaptığını belirten Dışbank Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Tayfun Bayazıt, 'İki yıl art arda hedeflerin tuttuğunu, hele hele böyle düşük enflasyon seviyesine geldiğimiz bir dönemi hiç hatırlamıyorum' diye konuştu.

Türk Dış Ticaret Bankası A.Ş. (Dışbank) Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Tayfun Bayazıt, "20 yılı aşkın süredir bankacılık yapıyorum, iki yıl art arda hedeflerin tuttuğu, hele hele böyle bir düşük enflasyon seviyesine geldiğimiz dönem hatırlamıyorum" dedi. 2003'ü değerlendiren, 2004 projeksiyonlarını aktaran Bayazıt, geçen yılın özellikle fiyat istikrarı açısından olumlu olduğunu ve bunun altının özellikle çizilmesi gerektiğini söyledi.
Enflasyon konusunda, 'Sokağa yansımıyor' tartışmalarının bilimsel içeriği olmadığı görüşünü dile getiren Bayazıt, "Tartışmayı geçerli bulmuyorum. Bu konuda DİE'nin bilimsel ve sağlıklı şekilde olaya yaklaştığını görüyorum. Şu doğru; istihdamla ilgili sorunumuz var, dolayısıyla tüketim gücü açısından bir gerileme söz konusu. Ama o krizin doğal bir neticesi" diye konuştu. 2002 yılında TÜFE hedefinin yüzde 35, gerçekleşmenin ise yüzde 29.7 olduğuna işaret eden Bayazıt, 2003 yılı TÜFE hedefinin yüzde 20, 11 aylık gerçekleşmenin ise yüzde 17.3 olduğuna dikkat çekti.


'Hâlâ yapılacak iş var'
Bayazıt, yılı yüzde 20'nin altında enflasyonla kapatmanın kuvvetle muhtemel
olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "20 yılı aşkın süredir bankacılık yapıyorum, iki yıl art arda hedeflerin tuttuğu, hele böyle düşük enflasyon seviyesine geldiğimiz dönem hatırlamıyorum. Hâlâ enflasyonun global ölçeklerde yüksek olduğu açık. Yapılması gerekenler var, ama iş âleminin pek tanışık olmadığı yeni döneme girdiğimizi düşünüyorum. Öte yandan, dalgalı veya yüzen kurla ilgili tartışma seçeneklerinin çok olmadığı anlaşıldıktan sonra daha akılcı düzeye geldi. İhracat kurla ilgili tartışmalara rağmen başarılı, performans iyi. Dolayısıyla 2003 genelde daha önce yapılmış yapısal düzeltmelerin üzerine kamu dengesi açısından da çok doğru uygulamaların yapıldığı yıl oldu. 2003 performansını genelde çok olumlu bulduğumu söylemeliyim. Hâlâ eksikliklerimiz yok mu? Var, özelleştirmede önemli adımlar atamadık hâlâ. Eksikliklere rağmen mali sektörün sağlıklı çalışması açısından iyi yıldı.''


Bankacılığın evrimi
Bayazıt, bankacılıkla ilgili son yasanın bankacılık sektörü evriminde geçici adım olarak değerlendirilmesi gerektiğini de vurguladı. Bayazıt, şöyle dedi: "Zaten yasayı çıkaranlar da böyle adlandırdı. İleriye yönelik, enflasyonsuz ortamda uluslararası norm ve standartlarda çalışacak bankacılık sektörünün, daha kapsamlı, ülke şartlarını göz önüne alacak şekilde yeniden şekillendirileceğini düşünüyorum. Bunu geçiş olarak görmek lazım. O geçişin ileriye yönelik bazı olumsuz öğeleri de içerdiği gerçek. Bu, çeşitli platformlarda dile getirildi, ama ben, zaman içinde daha kapsamlı, bankaları makul ve mantıklı riskleri almaktan alıkoymayacak, büyümesini teşvik edecek yapılanma olacağını düşünüyorum."
Sektöre yabancı sermaye çekilmesi konusunda Türkiye'nin gelişmekte olan Doğu Avrupa'yı yakın izlemesi gerektiğini savunan Bayazıt, bölgenin AB uyum sürecinde yaptıklarının Türkiye'nin de yol haritası olduğunu söyledi. Ölçek açısından Türkiye'de ilginç bir piyasa olduğunu kaydeden Bayazıt,
"70 milyon nüfus. Hâlâ bankacılık işlemi yapabilir nüfus açısından keşfedilmemiş saha çok geniş. Macaristan'da altı ayda, bir yılda o sahayı keşfetmek mümkün. Zaten 10 yabancı banka sektörün yüzde 80-90'ını aldığında
yapılabilecekler açısından fazla ev ödevi kalmıyor, ama bizim açımızdan çok daha potansiyel bir piyasa var. Bu potansiyel özellikle Batı Avrupa'yı cezbediyor."
Mali sektörün yabancı sermaye çekmesinin daha önemli olduğunu aktaran Bayazıt, bir anlamda öncü kuvvet olan mali sektörün yabancı sermaye çekmesinin, arkasından reel sektöre de yabancı sermayenin gelişini kolaylaştıracak unsur olduğunu anlattı.



--------------------------------------------------------------------------------


'İlk beş marka arasındayız'
2004 yılına ilişkin beklentilerini dile getiren Dışbank Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Bayazıt, son iki yıl içinde hem fiyat istikrarının yakalanması hem de kamu dengeleri açısından disiplinin sürdürülüyor olmasının ileriye yönelik, hedeflere ulaşma yönünde olumlu beklentiler yarattığını söyledi. Enflasyonda hedeflenen yüzde 12'lik seviyenin gerçekleşebileceği düşüncesini aktaran Bayazıt, "Cari açık, borcun çevrilebilirliği açısından önemli bir endişemiz yok. Olumlu seyrin gelecek yıl da sürdürüleceği ve hedeflere ulaşılabileceği beklentisi bizde de hâkim" diye konuştu. Dışbank'ın ilgi çeken reklamlarına da değinen Bayazıt,
perakende bankacılıkta yaşanan yoğun rekabete işaret ederek, "Merak uyandırma ve fark edilmeyi amaçlıyordu kampanya. Rakiplerimizi incitmeden farklılığımızı vurgulamak istedik. Başarılı da oldu, ilk sonuçlar olumlu. Önceki hafta açıklanan reklam araştırmasına göre Dışbank Türkiye'de akla gelen ilk 5 marka arasında" değerlendirmesinde bulundu.

Denizciye ÖTV desteği yürürlükte

Türk uluslararası gemi siciline ve milli gemi siciline kayıtlı, kabotaj hattında yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine miktarı her geminin teknik özelliklerine göre tespit edilmek ve geminin jurnaline işlenmek kaydıyla verilecek akaryakıtın
özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarı sıfıra indirildi. Uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleyen Maliye Bakanlığı tebliği Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı. Buna göre, uygulamadan yararlanabilmek için gerekli şartlar taşınıyorsa yakıt alım defteri düzenlenerek Deniz Ticaret Odası'na onaylatılacak. Bu kişiler ayrıca, dört yakıt talep taahhütnamesi düzenleyerek ilgili kurumlara teslim edecek. Avlanma ruhsatına sahip olmayan balıkçı gemileri uygulamadan yararlanamayacak. Alınan yakıt bir başka gerçek ya da tüzelkişiye devredilemeyecek, herhangi bir amaçla başka bir deniz, kara ya da hava aracına aynı donatana ait olsa dahi transfer edilemeyecek.

Metrocity'de kuyruk oluştu

Metro geçen ilk ve tek alışveriş merkezi unvanına sahip olan Metrocity Alışveriş Merkezi, hafta sonu 55 bin ziyaretçiye kapılarını açarken, yer kiralamak için 50 firma sıra bekliyor.

Ne terör saldırıları ne de kriz Metrocity Alışveriş Merkezi'ni durdurabildi. 30 Nisan 2003'te kapılarını ziyaretçilere açan Metrocity, bir kaç ayda İstanbul'un gözde yerlerinden oldu.
Hafta içi 30-35 bin, hafta sonu 45-55 bin kişinin alışveriş yaptığı merkez 136'ncı mağazasını da bir süre önce hizmete açtı. Alışveriş merkezinde Çarşı, Zara, Marks& Spencer, Teknosa ve Koton gibi lokomotif mağazaların yanı sıra, Nine West, Body Shop ve Star Box gibi dünyaca ünlü markaların da bulunduğunu söyleyen Metrocity Genel Müdürü Yurdaer Kahraman, "50 kuruluş, burada yer almak için sıra bekliyor. Talepleri değerlendirip önümüzdeki dönemde ona göre büyüme politikası izleyebiliriz. Özellikle 'residence' ve ofis katlarının faaliyete geçmesiyle Metrocity talebi karşılayamaz hale gelecek" dedi. Dünyanın, içerisinden metro geçen ilk ve tek alışveriş merkezi unvanına sahip olan Metrocity hakkında bilgi veren Kahraman, şunları söyledi:
"60 bin metrekare alanda kurulan merkezde 2 bin 500 araçlık otopark var. Geçen hafta 136'ncı mağazayı açtık. Mimarisi sayesinde gündüz ışığından çok rahat faydalanılan alışveriş merkezinin bir diğer özelliği ise zemin kattan bakılınca eksi ikinci kattakileri dahi rahatlıkla görebilmeniz. Dört katlı alışveriş merkezi Levent'te bulunuyor. Bu nedenle hem Anadolu hem de Avrupa yakasından gelen birçok ziyaretçimiz var."

Alışveriş izdihamı
Metro bağlantısı sayesinde yemek için Nişantaşı'ndan bile gelenlerin olduğunu belirten Kahraman, hedef kitleleri konusunda şu bilgiyi verdi:
"Orta ve üst gelir grubu hedefliyoruz. Alışveriş merkezinde buna uygun mağaza karması yaptık. Altunizade, Levent, Maslak, hatta Yeşilköy'den
bile gelen ziyaretçilerimiz var. Hafta sonu yılbaşı alışverişine çıkanlar nedeniyle Levent'in trafiği tıkandı.
İki günde merkezi 130 bin kişi ziyaret etti. Zaten bayram ve yılbaşı gibi özel günlerde ziyaretçi sayımız yüzde 30 artıyor." Metrocity'yi sürekli yaşayan marka haline getirmeyi amaçladıklarını anlatan Kahraman, "Bunun için büyük tanıtım yaptık. Bu yönde çalışmalarımız bu yıl da artarak sürecek. Ayrıca, ilgiyi devam ettirmek için aktiviteler de yapacağız" diye konuştu. Terör saldırılarına da değinen Kahraman, şunları söyledi:
"Terör dünyanın gerçeği, her ülkede oluyor. Aynı saldırılar İtalya'da da yaşanıyor ama futbol karşılaşmaları iptal edilmiyor. İspanya'da teröristlerin trene yapacağı saldırı son anda durduruldu. Peki bu ülkeler saldırılar karşısında ne yapıyor? Hayata daha sıkı sarılıyorlar. Biz de bunu yapmalıyız."

Maliyenin vergi sıkıntısı

Sezer'in, vergi kanunlarında değişiklik yapan yasayı henüz onaylamaması vergi kaybına neden oluyor.

Bazı vergi kanunlarında değişiklik yapan ve motorlu taşıtlar vergisini (MTV) yeniden düzenleyen yasanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylanma süresinin uzaması özel işlem vergisi gibi kalemlerde günlük 5.4 trilyon kayba neden oluyor.
Meclis'in yıl sonuna sıkıştırarak 25 Aralık 2003'te Cumhurbaşkanlığı'na gönderebildiği yasa, Cumhurbaşkanlığı bürokratları tarafından incelemeye alındı. Takvim sıkışıklığı nedeniyle çalışma ancak önceki gün tamamlanabildi. Bugün Cuhmurbaşkanı'na sunulması beklenen yasaya Sezer'in ne zaman onay vereceği ise henüz bilinmiyor. Maliye bürokratları, yasanın bugün onaylanması halinde sorun yaşanmayacağını, hızla Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe gireceğini belirtiyor.
Ancak, özel işlem ve özel iletişim vergisi yürürlük süresi 2003 sonunda dolduğu için Sezer'in, yasayı onaylamadığı her gün vergi kaybıyaşanıyor. Bu yıl 2 katrilyon özel işlem ve özel iletişim vergisi toplamayı planlayan Maliye Bakanlığı, yasanın geciktiği her gün için 5.4 trilyon vergiyi toplayamayacak. Bu arada, yasanın yürürlüğe giremediği süre içinde silah ruhsatı, ehliyet gibi belgeleri alanlar da özel işlem vergisi ödememiş olacak. Ayrıca, bu süre içinde bazı işlemlerde kaldırılan damga vergisi de bu muameleler yapıldığı takdirde alınmaya devam edilecek. Gecikme, yasanın yeniden düzenlediği MTV'de ise sıkıntı yaratmıyor. Toplam 1.6 katrilyon gelir beklenin MTV yılın tamamına yayıldığı için bu vergi gecikmeli de olsa tahsil edilebilecek.

Tembellik özerkliğe zıt

Özerk kurulları çalışamaz duruma getiren unsurları düzenleyen taslakta sona yaklaşılıyor. Düzenlemeyle, üç toplantıya gelmeyen, kararları imzalamayan üyeler 'çekilmiş' sayılacak.

Başbakanlık Müsteşarı Prof. Ömer Dinçer başkanlığında sürdürülen üst kurullar çerçeve yasa taslağında sona gelindi. Kurulları üye sayısının yedide eşitlenmesi ısrarı sürerken, kurulların 'çalışamaz' noktaya getiren unsurlar da ayıklanıyor. Karar alınmasını, uygulamaya konulmasını engelleyen kurul üyeleri için otomatik ihraç mekanizması getirilmesi öngörülüyor.

Üye sayısı yedi olacak
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Kamu İhale Kurumu (KİK), Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Rekabet Kurumu, Sermaye Piyasası Kurumu (SPK), Telekomünikasyon Kurumu ve Tütün Kurumu'nun çalışma esaslarını birleştirecek yasa taslağı üzerinde geçtiğimiz hafta sonunda bir çalışma daha yapıldı.
Buna göre, kurulların 5-11 arasında değişen üye sayılarının yedide eşitlenmesi görüşünde ısrar sürüyor. Kurul üyelerinin görev süreleri altı yıl olarak belirlendi. Mevcut üyeler süreleri doluncaya kadar görevde kalacak. Ancak, üye değişimleri sırasında ad çekme suretiyle görevleri sona erenlerin yerine yenileri atanmayarak, tüm kurulların üye sayısı yediye düşürülecek. Kurul üyeleri, ikinci kez seçilemeyecek.


Deneyimler yansıdı
Kurulların uygulama ile ortaya çıkan deneyimleri de yasa taslağına yansıtıldı. Kurulları çalışamaz, karar alamaz noktaya getiren durumlar çerçeve yasa ile yaptırıma bağlandı. Buna göre, toplantı yeter sayısı beş ve karar alma oy sayısı dört olarak belirlenirken, oyların iki toplantı sonrasında eşit çıkması halinde başkanın bulunduğu tarafın oyu üstün tutulacak. Böylece, kurul kararlarında kilitlenmenin önüne geçilecek. Alınan kararların hızla uygulamaya konulması için de karar tutanağının en geç toplantıyı izleyen işgünü toplantıya katılan tüm üyelerce imzalanacak.
Kurul kararlarıyla, kurul kararı alındığı toplantı tarihinden itibaren en geç 60 gün içinde gerekçeleri varsa karşı oy gerekçeleri ve imzalarıyla birlikte tekemmül ettirilme zorunluluğu getiriliyor.


Geçerli sebep gerekecek
Geçerli mazereti olmaksızın bir takvim yılında toplam üç toplantıya katılmayan veya toplantıya katıldığı ve karşı oy kullanmadığı halde kurul kararlarını süresi içinde imzalamayan veya karşı oy gerekçesini süresi içinde yazmayan kurul üyeleri üyelikten 'çekilmiş' salıyacak. Bu durum, kurul kararı ile tespit edilecek.


Şeffaflık duruma göre
Taslağa göre, kurul kararları Resmi Gazete'de yayımlanarak kamuoyuna açıklanacak. Ancak, kurul yayımlanması ülke ekonomisi ve kamu düzeni açısından sakıncalı olan kararların yayımlanmamasına karar verebilecek.
Kurulların yönetmelik, tebliğ gibi ikincil düzenlemeleri DPT görüşü alınarak oluşturulacak. Kurulların sektöre yönelik düzenleme taslakları, kamuoyunun görüşünü almak üzere en az yedi gün süreyle duyurulacak.
 
makinesi | hemen çevir | icra | Firefox E-Book Reader | havlu kenarı danteli örnekleri | ilahi dinle