Kolonya üreticileri krizlerden bunalan tüketicileri ferahlatırken artan satışlar sayesinde cirolarını da yükseltti. Geçen yıla göre kolonya pazarındaki büyüme yüzde 12'ye ulaştı.
Türkiye'de yaşanan ekonomik kriz nedeniyle birçok sektör zor günler yaşarken kolonya, hem tüketiciyi hem de üreticilerini ferahlattı. Geleneksel bir ürün olduğu için kolonya pazarının krizden fazla etkilenmediğini söyleyen markalı üreticiler bayram dönemlerinde yıllık toplam kolonya satışının yarısının gerçekleştiğini belirtiyor. Türkiye'deki geleneksel kolonya pazarının büyüklüğü yaklaşık 6 bin ton. AC Nielsen Zet verilerine göre ise geçen yılın ocak-ekim döneminde 26 milyon dolar (36.5 trilyon lira) olan kolonya pazarının büyüklüğü bu yılın aynı döneminde yüzde 12 büyüyerek 29 milyon dolara (40.8 trilyon lira) çıktı. Bu pazarın tonajda yüzde 82'sini limon kolonyaları, yüzde 14'ünü tıraş kolonyaları, yüzde 4'ünü ise 'kişisel' olarak tabir edilen parfümlü gençlik ve bebek kolonyaları oluşturuyor.
Tercih cam şişe
Türkiye'de yıllık kişi başı kolonya tüketimi 130 gram civarı. Pazarın yüzde 60'ında faaliyet gösteren firmalar arasında ise Aktaş, Ataman, Belgin, Bengi, Colgate, Doruk, EBC, Eser, Evma, Evyap, Eyüp Sabri Tuncer, Johnsons&Johnsons, Kanzuk, Kemal Kamil, Kopaş, Selin, Sembol, Senso, Sutas, Tariş yer alıyor.
Bayram dönemlerinde kolonya tüketimin en yüksek seviyeye ulaştığını belirten Evyap Pazarlama Müdürü Murat Zengin, "Kolonya satışlarının yüzde 50'sine yakını iki bayram döneminde; kalanı ise diğer 10 ayda gerçekleşiyor. En çok Duru sprey limon kolonyası tüketiliyor. Ayrıca Duru limon kolonyası, Duru lavanta kolonyası, Arko tıraş kolonyası ve Duru eMotion gençlik kolonyası da var. Bayramlarda daha çok cam şişeler ve büyük boylar tercih ediliyor" dedi.
Geçen ay şeffaf kutuda Duru limon kolonyalarını piyasaya sunduklarını anlatan Zengin, "Türkiye'nin en kaliteli limon kolonyası biziz. Türkiye'nin ilk sprey fonksiyonlu kolonyasını üreterek yüzde 6.8'lik ciro payı ile pazarda kategori lideri olduk. Arko tıraş kolonyası da kategorisinde lider bir ürün" bilgisini verdi.
Son dönemde ilgi gören kişisel gençlik ve bebek kolonyaları pazarının tonajda küçük bir pazar olmasına rağmen, cirosu yüksek bir pazar olduğunu vurgulayan Murat Zengin, "Tüketici grubu farklı olduğu için geleneksel limon kolonyası pazarını da etkilemiyor" diye konuştu.
Bayramda Selin Kolonya satışlarının diğer ayların ortalamasına göre yüzde 90 arttığını ifade eden Eczacıbaşı Beiersdorf yetkilileri, "Selin'in sadece limon kolonyası var. En çok talep gören ürününümüz pompalı sprey, 200 ml. plastik şişe ve 400 ml. boyutundaki cam şişe" dedi. Kolonya pazarının krizden çok etkilenmediğini vurgulayan yetkililer, yaş, cinsiyet ne olursa olsun her kesimde kolonya tüketimi olduğunu belirtti. Bayramların eski bayramlar gibi olmadığını vurgulayan Bengi Kolonyaları'nın
sahibi İ. Haluk Özer şunları söyledi: "Fiyatlar geçen yıl seviyesinde ama satışlar aynı. En çok satılan ürünümüz limon kolonyası, beyaz zambak. Bir litre fiyatı 4 milyon lira."
Dalin Ortadoğu'da
Dalin markası ile kişisel veya gençlik kolonyaları sektöründe yer aldıklarını belirten Kopaş Kozmetik yöneticilerinden Evren Karaalioğlu,
"Dalin, J&J, Sembol gibi bu ürünlerin toplam pazardan aldığı pay yüzde 5. Bu tip ürünler geçen seneye göre yüzde 35 büyüdü. Dalin ve J&J 14-20 yaş arasındaki gençlere yönelik kişisel kolonya üretiyor. Libya, Kuveyt ve Suudi Arabistan'a 2003'te 15 bin dolar ihracat yaptık. Floral, Soft ve Sunshine kolonyalarımız çok talep ediliyor. Fiyatları 8.5 milyon lira" açıklamasını yaptı.
21 Eylül 2009 Pazartesi
Safenaz burnunda tütüyor
Rodos'a kaçak taşırken batan 52 kişilik tekneden tek sağ kurtulan İranlı Mariu pişman. 'Bir daha ülkemden asla kaçmam' diye konuşan Mariu en çok nişanlısı Safenaz'ı özlemiş.
Marmaris'ten Rodos'a kaçak taşırken batan tekneden tek sağ kurtulan kaçak İranlı Hüseyin Datkanu Mariu, facianın şokunu atlatmaya başladı. Sevgilisi Safenaz'a kavuşacağı günü bekleyen Mariu, "İran'a döndüğümde bütün gençlere kaçakçıların kurbanı olmamaları için uyarıda bulunacağım" diye konuştu.
İranlı Mariu'nun yeni bir hayatabaşlamaumudu,19Aralık 2003'te 52 kaçakla birlikte bindiği teknede sulara gömüldü. İran'da babası öldükten sonra annesi ve erkek kardeşiyle yaşayan, oto tamirciliğinden ayda 120 dolar kazanan lise mezunu Mariu, 15 saat boyunca denizde bir tahta parçasına tutunarak hayatta kalmıştı. Muğla Öğretmenevi'ne yerleştirilen ve olayın tanığı olarak en az üç hafta daha burada kalması gereken Mariu, şunları söyledi:
"Tahran Muhrem Rehberi takımında altı yıldır güreşiyordum. Birçok madalya ve kupa aldım. Mahallemizde oturan, 17 yaşındaki Safenaz'la iki yıldır arkadaştık, ileride evlenmeyi düşünüyorduk. Ancak son dönemde rejimin gençler üzerindeki baskısı artıyordu. Örneğin dört kez içki içerken yakalananlar idama götürülüyordu. Avrupa'nın çağdaş yüzünü gören zengin
İranlı gençler, özgürce ve insanca yaşamanın yolunun Avrupa ülkelerine gitmek olduğunu biliyordu. Ben de Britanya'ya gidip iyi bir iş bulduktan sonra ailemi ve Safenaz'ı yanıma alacaktım. Altısı mahallemden, dokuz arkadaşımla birlikte yanımıza birkaç bin dolar alıp yola çıktık."
'Bizi Afganlar sakladı'
İstanbul'da iyi Türkçe konuşan birkaç Afganlı tarafından saklandıklarını, getirildikleri Marmaris'te bir pansiyonda tekne beklediklerini anlatan Mariu, "Şebekenin içinde birçok ulustan insanın çalıştığını anladım. Bize daha çok para verirseniz daha iyi yollardan sizi götürebiliriz diyorlardı. 20 bin dolara yatlarla hiçbir sorunla karşılaşmadan İtalya'ya götürülüp bırakılanlar oluyormuş" dedi.
Psikolojik tedavi de gören Mariu, geceleri uyuyamadığını, gülmeyi unuttuğunu söyledi. Ailesinin ve çok sevdiği nişanlısının yanına dönmek istediğini belirten Mariu bir daha kaçmayacağını da sözlerine ekledi:
"Ölenlerin çığlığı beynimden gitmiyor. Sağ kaldığıma sevinemiyorum.
10 gün sonra ilk kez gülmeyi, hayata gülerek bakmayı başarabildim. İran'a döndükten sonra hayatıma devam edeceğim, bir daha kaçmayı denemeyeceğim. Benim için yeni bir hayat başlıyor. Bana ilgi gösteren Türklere de teşekkür ediyorum."
Marmaris'ten Rodos'a kaçak taşırken batan tekneden tek sağ kurtulan kaçak İranlı Hüseyin Datkanu Mariu, facianın şokunu atlatmaya başladı. Sevgilisi Safenaz'a kavuşacağı günü bekleyen Mariu, "İran'a döndüğümde bütün gençlere kaçakçıların kurbanı olmamaları için uyarıda bulunacağım" diye konuştu.
İranlı Mariu'nun yeni bir hayatabaşlamaumudu,19Aralık 2003'te 52 kaçakla birlikte bindiği teknede sulara gömüldü. İran'da babası öldükten sonra annesi ve erkek kardeşiyle yaşayan, oto tamirciliğinden ayda 120 dolar kazanan lise mezunu Mariu, 15 saat boyunca denizde bir tahta parçasına tutunarak hayatta kalmıştı. Muğla Öğretmenevi'ne yerleştirilen ve olayın tanığı olarak en az üç hafta daha burada kalması gereken Mariu, şunları söyledi:
"Tahran Muhrem Rehberi takımında altı yıldır güreşiyordum. Birçok madalya ve kupa aldım. Mahallemizde oturan, 17 yaşındaki Safenaz'la iki yıldır arkadaştık, ileride evlenmeyi düşünüyorduk. Ancak son dönemde rejimin gençler üzerindeki baskısı artıyordu. Örneğin dört kez içki içerken yakalananlar idama götürülüyordu. Avrupa'nın çağdaş yüzünü gören zengin
İranlı gençler, özgürce ve insanca yaşamanın yolunun Avrupa ülkelerine gitmek olduğunu biliyordu. Ben de Britanya'ya gidip iyi bir iş bulduktan sonra ailemi ve Safenaz'ı yanıma alacaktım. Altısı mahallemden, dokuz arkadaşımla birlikte yanımıza birkaç bin dolar alıp yola çıktık."
'Bizi Afganlar sakladı'
İstanbul'da iyi Türkçe konuşan birkaç Afganlı tarafından saklandıklarını, getirildikleri Marmaris'te bir pansiyonda tekne beklediklerini anlatan Mariu, "Şebekenin içinde birçok ulustan insanın çalıştığını anladım. Bize daha çok para verirseniz daha iyi yollardan sizi götürebiliriz diyorlardı. 20 bin dolara yatlarla hiçbir sorunla karşılaşmadan İtalya'ya götürülüp bırakılanlar oluyormuş" dedi.
Psikolojik tedavi de gören Mariu, geceleri uyuyamadığını, gülmeyi unuttuğunu söyledi. Ailesinin ve çok sevdiği nişanlısının yanına dönmek istediğini belirten Mariu bir daha kaçmayacağını da sözlerine ekledi:
"Ölenlerin çığlığı beynimden gitmiyor. Sağ kaldığıma sevinemiyorum.
10 gün sonra ilk kez gülmeyi, hayata gülerek bakmayı başarabildim. İran'a döndükten sonra hayatıma devam edeceğim, bir daha kaçmayı denemeyeceğim. Benim için yeni bir hayat başlıyor. Bana ilgi gösteren Türklere de teşekkür ediyorum."
Önce soba, sonra şofben trajedisi
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Çevik, 13 gün arayla anne ve babasını soba, oğlunu ise şofben zehirlenmesinden kaybetti.
İstanbul'da şofbenden sızan gazdan zehirlenerek ölen 26 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgür Çevik, Gaziantep'te toprağa verildi. İki gün önce evinde banyo yaparken hayatını kaybeden İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisi Çevik'in cenazesi, Ulucami'deki cenaze namazının ardından Asri Mezarlık'ta defnedildi. Ulucami ve Asri Mezarlık'taki törenlere Özgür Çevik'in babası Hasan Çevik ve akrabalarının yanı sıra Vali Lütfullah Bilgin, Büyükşehir Belediye Başkanı Celal Doğan, Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan ve Büyükşehir Belediyesi çalışanları ile vatandaşlar katıldı.
Ayakta durmakta zorluk çektiği gözlenen baba Hasan Çevik'i Bilgin ve Doğan teselli etti. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı olan Hasan Çevik, sadece 13 gün önce de soba zehirlenmesi nedeniyle ölen anne ve babasını toprağa vermişti.
İstanbul'da şofbenden sızan gazdan zehirlenerek ölen 26 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgür Çevik, Gaziantep'te toprağa verildi. İki gün önce evinde banyo yaparken hayatını kaybeden İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisi Çevik'in cenazesi, Ulucami'deki cenaze namazının ardından Asri Mezarlık'ta defnedildi. Ulucami ve Asri Mezarlık'taki törenlere Özgür Çevik'in babası Hasan Çevik ve akrabalarının yanı sıra Vali Lütfullah Bilgin, Büyükşehir Belediye Başkanı Celal Doğan, Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan ve Büyükşehir Belediyesi çalışanları ile vatandaşlar katıldı.
Ayakta durmakta zorluk çektiği gözlenen baba Hasan Çevik'i Bilgin ve Doğan teselli etti. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı olan Hasan Çevik, sadece 13 gün önce de soba zehirlenmesi nedeniyle ölen anne ve babasını toprağa vermişti.
Trilyonerlerin ikisi kesinleşti
Afyon ve Batman talihlileri ortaya çıktı. İlk gün ortaya çıkan talihliyse biletini kaybetmiş!
'En cesur milli piyango talihlisi' dün çark etti. Tokat'ın Turhal ilçesinde, "Trilyoner benim" diye ortaya çıkan belediye işçisi Volkan Ateş, "Bilet kayboldu" dedi. Güvenlik nedeniyle biletini kimseye göstermeyen Volkan Ateş, dün de İzmir'den beklediği yakınının gelmediğini ileri sürerek, "Bileti dün öğle saatlerinde kaybettim. 15 tane bira içmiştim. Alkollüydüm. Nasıl kaybettim bilmiyorum" dedi.
"Talihli benim" dedikten sonra Turhal Belediyesi'ne gidip iş arkadaşlarına onlarca bira ısmarlayan Ateş, dün belediyedeki işine de gitmedi. Turhal Belediye Başkanı Duran Evren, "Amirine telefon açıp, 'Başkanla görüştüm beni izinli say' demiş. Benden izin almadı. Üç gün üst üste işe gelmezse, yasa gereği işten atmamız gerekiyor. Paranın kendisine çıktığına inanıyorum. Panik halinde ne yapacağını bilemiyor" diye konuştu.
Üç kişiye ev sözü verdi bile...
Öte yandan Eskişehir'den bilet alan talihlinin Afyon'un Emirdağ ilçesinden Necmi Yıldırım olduğu anlaşıldı. 2.5 trilyon liralık payını dün banka aracılığıyla çeken Necmi Yıldırım, Emirdağ'da 1 metrekarelik 'Sedef Turizm' yazıhanesinde bilet keserek yaşamını sürdürüyor. 45 yaşında ve dört çocuk babası Yıldırım, "Kahvedekilere 'Bana çıktı' dedim.
İnanmadılar. Eve gidip aileme müjdeyi verdim. Sekiz yıl önce gazino işletirken iflas etmiştim. İlk işim borçlarımı ödemek olacak. Para beni değiştirmeyecek. İhtiyacı olanlara yardım edeceğim" dedi. Dün bir yakınının cenazesine katılan Yıldırım üç kişiye ev yaptırma sözü verdi.
Batman'dan bilet alan talihli de dün Ankara'da Milli Piyango İdaresi'ne giderek çekini aldı. Çekini teslim almak için eşiyle birlikte Milli Piyango İdaresi'ne gelen Ahmet Beycur, 45 yaşında ve yedi çocuk babası. Beycur asgari ücretle TIR şoförlüğü yaptığını söyledi.
Aydınlı talihli 'temkinli'
Diğer talihlinin de Aydın'da bir kamu kurumundan emekli olduğu anlaşıldı. Talihli, Aydın 1. Noteri'ne vekâlet verdikten sonra, Ziraat Bankası Aydın Şubesi'ne başvurdu. Talihlinin geçen hafta Bilecik'te 'Lotoda kazandım' diye şaka yaptıktan sonra kuponunu çalmak isteyen akrabalarınca öldürülen adamı hatırlatarak, "Adımı kesinlikle açıklamayın" dediği öğrenildi. Çekilişte 10 trilyon liralık ikramiyeyi çeyrek biletle Tokat, Batman, Aydın ve Eskişehir paylaşmıştı.
'En cesur milli piyango talihlisi' dün çark etti. Tokat'ın Turhal ilçesinde, "Trilyoner benim" diye ortaya çıkan belediye işçisi Volkan Ateş, "Bilet kayboldu" dedi. Güvenlik nedeniyle biletini kimseye göstermeyen Volkan Ateş, dün de İzmir'den beklediği yakınının gelmediğini ileri sürerek, "Bileti dün öğle saatlerinde kaybettim. 15 tane bira içmiştim. Alkollüydüm. Nasıl kaybettim bilmiyorum" dedi.
"Talihli benim" dedikten sonra Turhal Belediyesi'ne gidip iş arkadaşlarına onlarca bira ısmarlayan Ateş, dün belediyedeki işine de gitmedi. Turhal Belediye Başkanı Duran Evren, "Amirine telefon açıp, 'Başkanla görüştüm beni izinli say' demiş. Benden izin almadı. Üç gün üst üste işe gelmezse, yasa gereği işten atmamız gerekiyor. Paranın kendisine çıktığına inanıyorum. Panik halinde ne yapacağını bilemiyor" diye konuştu.
Üç kişiye ev sözü verdi bile...
Öte yandan Eskişehir'den bilet alan talihlinin Afyon'un Emirdağ ilçesinden Necmi Yıldırım olduğu anlaşıldı. 2.5 trilyon liralık payını dün banka aracılığıyla çeken Necmi Yıldırım, Emirdağ'da 1 metrekarelik 'Sedef Turizm' yazıhanesinde bilet keserek yaşamını sürdürüyor. 45 yaşında ve dört çocuk babası Yıldırım, "Kahvedekilere 'Bana çıktı' dedim.
İnanmadılar. Eve gidip aileme müjdeyi verdim. Sekiz yıl önce gazino işletirken iflas etmiştim. İlk işim borçlarımı ödemek olacak. Para beni değiştirmeyecek. İhtiyacı olanlara yardım edeceğim" dedi. Dün bir yakınının cenazesine katılan Yıldırım üç kişiye ev yaptırma sözü verdi.
Batman'dan bilet alan talihli de dün Ankara'da Milli Piyango İdaresi'ne giderek çekini aldı. Çekini teslim almak için eşiyle birlikte Milli Piyango İdaresi'ne gelen Ahmet Beycur, 45 yaşında ve yedi çocuk babası. Beycur asgari ücretle TIR şoförlüğü yaptığını söyledi.
Aydınlı talihli 'temkinli'
Diğer talihlinin de Aydın'da bir kamu kurumundan emekli olduğu anlaşıldı. Talihli, Aydın 1. Noteri'ne vekâlet verdikten sonra, Ziraat Bankası Aydın Şubesi'ne başvurdu. Talihlinin geçen hafta Bilecik'te 'Lotoda kazandım' diye şaka yaptıktan sonra kuponunu çalmak isteyen akrabalarınca öldürülen adamı hatırlatarak, "Adımı kesinlikle açıklamayın" dediği öğrenildi. Çekilişte 10 trilyon liralık ikramiyeyi çeyrek biletle Tokat, Batman, Aydın ve Eskişehir paylaşmıştı.
Yağışa devam soğuk yolda
Yağışlı hava tüm yurdu etkisi altına alırken hava sıcaklığı düşecek. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, bugün Marmara, Ege, Akdeniz, Batı Karadeniz ile İç Anadolu'nun batısı ve güneyi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun batısı sağanak yağışlı, kalan yerlerse parçalı bulutlu. Yarın, Trakya'nın kuzeyi, Batı Karadeniz ile Doğu Anadolu'nun doğusu ve kuzeyinde kar yağışı etkili olurken, kalan yerlerde yağmur görülecek. Hava sıcaklıklarının hafta başından itibaren kuzeybatı bölgelerinden başlayarak azalacağını belirten yetkililer, Akdeniz'de şiddetli yağışa karşı vatandaşları uyardı.
Sünnet Gölü buz tuttu
Mudurnu ilçesine 50 kilometre mesafede bulunan Sünnet Gölü eksi 14 dereceye düşünce buz tuttu. Gölün çevresindeki tek otel olan Mudurnu Doğal Yaşam Oteli İşletme Müdürü Umut Duran, otelde kalan tatilcilerin uyarılara aldırmadıklarını anlattı ve "Büyük kentlerin stresinden kaçarak buraya gelen insanlar buz tutan gölün üzerinde dolaşmaktan hoşlanıyor" diye konuştu. Gölün üzerinde mangal yapan tatilcilerse İstanbul ve Ankara'nın stresinden kaçtıklarını belirterek, "Sünnet Gölü'nde hem tatil yapıyor. Hem de bol bol oksijen depoluyoruz" dedi.
Astronotlar için ilk hazırlık!
Kazaya uğrayan astronotların kurtarılmasına dair uluslararası anlaşma, 36 yıl gecikmeyle TBMM onayına sunuldu. Gerekçe: 10-15 yıl içerisinde Türk astronotları yetiştirebiliriz, artık imzalayalım.
Türkiye'nin 1968'de imzaladığı, kazaya uğrayan astronotların kurtarılmasına ilişkin anlaşma, 36 yıl gecikmeli olarak TBMM'nin onayına sunuldu. Hükümetin anlaşmayı onaylama gerekçesinde, 10-15 yıl içinde bir Türk astronotunun yetiştirilebileceği belirtildi.
'Astronotların Kurtarılması, Astronotların ve Uzaya Fırlatılmış Olan Araçların Geri Verilmeleri Hakkında Anlaşma', onaylanmak üzere Bakanlar Kurulu tarafından TBMM'ye sunuldu. Tasarının gerekçesinde, uzayın barışçı amaçlarla kullanımı alanında Türkiye'nin son yıllarda önemli mesafe kat etmesine rağmen, ilgili uluslararası anlaşmaların bazılarına taraf olmaması nedeniyle birtakım güçlüklerle karşılaştığı ifade edildi.
Gerekçede, bu tür anlaşmaların, kuruluş çalışmaları son safhasında bulunan Türk Uzay Kurumu'nun etkinliği ve Türkiye'nin uzayla ilgili olan faaliyetlerinin uluslararası hukuki zemine oturtulması açısından önem taşıdığı belirtildi.
Türkiye'nin uzay alanındaki faaliyetinin her geçen gün arttığı, Türk Uzay Kurumu'nun kurulmasıyla birlikte halen dört olan Türk uydusunun 10-15 yılda artacağı ve bir Türk astronotunun yetiştirilebileceği de göz önüne alındığında, bu anlaşmanın, Türkiye'nin çıkarları ve hukuksal haklarının korunması bakımından önem arz ettiği belirtildi.
Anlaşmanın koşulları
Uzaya fırlatılan her aracın, fırlatan ülke veya ülkelerin toprak parçası olarak kabul edildiği vurgulanan gerekçede, bu anlaşma ile Türkiye'nin uzaya fırlattığı araçlarla ilgili hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinin de sağlanacağı dile getirildi. Anlaşma kaza, tehlikeli durum veya zorunlu iniş hallerinde, uzay aracının düştüğü ülke topraklarında astronotlara her türlü yardımın yapılmasını, astronotların derhal ve güvenlik önlemleri dahilinde ülkelerine dönüşünün sağlanmasını ve araçların iadesini öngörüyor.
Astronotlarla ilgili anlaşmayla birlikte, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın gelecek hafta Türkiye'ye yapacağı ziyaret öncesinde, iki ülke arasında temmuzda imzalanan sağlık alanında işbirliğine ilişkin anlaşma da TBMM'ye sunuldu.
Türkiye'nin 1968'de imzaladığı, kazaya uğrayan astronotların kurtarılmasına ilişkin anlaşma, 36 yıl gecikmeli olarak TBMM'nin onayına sunuldu. Hükümetin anlaşmayı onaylama gerekçesinde, 10-15 yıl içinde bir Türk astronotunun yetiştirilebileceği belirtildi.
'Astronotların Kurtarılması, Astronotların ve Uzaya Fırlatılmış Olan Araçların Geri Verilmeleri Hakkında Anlaşma', onaylanmak üzere Bakanlar Kurulu tarafından TBMM'ye sunuldu. Tasarının gerekçesinde, uzayın barışçı amaçlarla kullanımı alanında Türkiye'nin son yıllarda önemli mesafe kat etmesine rağmen, ilgili uluslararası anlaşmaların bazılarına taraf olmaması nedeniyle birtakım güçlüklerle karşılaştığı ifade edildi.
Gerekçede, bu tür anlaşmaların, kuruluş çalışmaları son safhasında bulunan Türk Uzay Kurumu'nun etkinliği ve Türkiye'nin uzayla ilgili olan faaliyetlerinin uluslararası hukuki zemine oturtulması açısından önem taşıdığı belirtildi.
Türkiye'nin uzay alanındaki faaliyetinin her geçen gün arttığı, Türk Uzay Kurumu'nun kurulmasıyla birlikte halen dört olan Türk uydusunun 10-15 yılda artacağı ve bir Türk astronotunun yetiştirilebileceği de göz önüne alındığında, bu anlaşmanın, Türkiye'nin çıkarları ve hukuksal haklarının korunması bakımından önem arz ettiği belirtildi.
Anlaşmanın koşulları
Uzaya fırlatılan her aracın, fırlatan ülke veya ülkelerin toprak parçası olarak kabul edildiği vurgulanan gerekçede, bu anlaşma ile Türkiye'nin uzaya fırlattığı araçlarla ilgili hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinin de sağlanacağı dile getirildi. Anlaşma kaza, tehlikeli durum veya zorunlu iniş hallerinde, uzay aracının düştüğü ülke topraklarında astronotlara her türlü yardımın yapılmasını, astronotların derhal ve güvenlik önlemleri dahilinde ülkelerine dönüşünün sağlanmasını ve araçların iadesini öngörüyor.
Astronotlarla ilgili anlaşmayla birlikte, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın gelecek hafta Türkiye'ye yapacağı ziyaret öncesinde, iki ülke arasında temmuzda imzalanan sağlık alanında işbirliğine ilişkin anlaşma da TBMM'ye sunuldu.
Küçük kızlar banka soydu
Polis Antalya'da bir bankadan 8 milyar lira çalan üç küçük kızın peşinde. 22 Aralık'ta Garanti Bankası'nın Akdeniz Şubesi'ne giren 12-13 yaşlarındaki üç kız, vezneye giderek para yatırmak için yapılması gerekenleri öğrenmek istediklerini söyledi. Hesaplar toplandığında soyulduklarını anlayan yetkililer, güvenlik kamerası kayıtlarını incelemeye
başladı. Sekiz günlük incelemenin sonunda kızlardan ikisi veznedarı oyalarken bir diğerinin koynuna paraları soktuğu tespit edildi.
Banka yetkilileri kızlardan şikâyetçi olurken 'tırnakçılık' yöntemiyle banka soyan küçükler aranıyor.
başladı. Sekiz günlük incelemenin sonunda kızlardan ikisi veznedarı oyalarken bir diğerinin koynuna paraları soktuğu tespit edildi.
Banka yetkilileri kızlardan şikâyetçi olurken 'tırnakçılık' yöntemiyle banka soyan küçükler aranıyor.
Güvercinada yenileniyor
Kuşadası Belediyesi'nin hazırladığı Güvercinada'nın restorasyonu projesine Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'ndan izin çıktı. Belediye Başkanı AKP'li Fuat Akdoğan, üç yıl sürmesi beklenen çalışmalara hemen başlanıldığnı belirterek, "Güvercinada, Kuşadası'nın simgesi. İzin verilmediği için restorasyon yapılamıyordu, ısrarlarımız sonuç verildi" dedi. Güvercinada'daki restorasyondan sonra kayalar üzerine inşa edilen Bizans Kalesi'nin müze yapılması tasarlanıyor
Beslenmeyi öğreneceğiz
Çocuklar okulda beslenmeyi öğrenecek. Milli Eğitim Bakanlığı, dengeli ve yeterli beslenme için eğitim programı başlatıyor. Gıda yardımları ve okul sütü programları da geliştirilecek.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), çocukların sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme alışkanlığı kazanmaları amacıyla eğitim programı başlatacak. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, konuyla ilgili bir genelge yayımladı. Program 'beslenme, vitamin ve mineral yetersizlikleri ile açlığın yok edilmesi' için hazırlanan ulusal planın bir parçası. Genelgeye göre, ilgili birimlerin yürüteceği faaliyetler şöyle:
Okul çağındaki çocukların dengeli beslenme alışkanlıkları edinmeleri sağlanacak.
Gıda ürünleri ve toplu tüketim yerlerinde ara kademelerde çalışacak kişiler eğitilecek ve bu konuyla ilgili yasal düzenlemeler oluşturulacak.
Gıda üretiminde çalışacak kişiler eğitilecek.
Gıda yardımı ve okul sütü programlarıyla okul sağlığı hizmetleri geliştirilecek.
Halk, beslenme konusunda bilinçlendirilecek.
Hamilelik öncesinde 'folat' (genellikle yeşil yapraklı sebzelerde bulunan vitamin) ile ilgili sorunun önlenmesine yönelik eğitim verilecek.
Ergenlik çağındakilerle çocuklarda demir, kalsiyum, çinko, B6 ve D vitamini yetersizliği sorunlarının önlenmesi için tedbir alınacak.
Beslenmeye dayalı kronik hastalıkların önlenmesi için çalışmalarda bulunulacak.
Çalışmaları MEB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü ve İlköğretim Genel Müdürlüğü diğer birimlerle işbirliği yaparak yürütecek. Aylık raporlar hazırlanarak, Devlet Planlama Teşkilatı'na (DPT) bildirilecek.
Ulusal planın parçası
Milli Eğitim Bakanı Çelik'in verdiği bilgiye göre, 1992 Uluslararası Beslenme Konferansı ile 1996 Dünya Gıda Zirvesi'ne katılan ülkelerin üst düzey yöneticileri 'beslenme, vitamin ve mineral yetersizlikleri ile açlığın yok edilmesi' amacıyla ulusal eylem planları hazırlanmasını kabul etmişti. Bunun üzerine DPT Müsteşarlığı koordinatörlüğünde bir Ulusal Gıda ve Beslenme Eylem Planı yapıldı. 'MEB Ulusal Gıda ve Beslenme Eylem Planı Uygulama Programı' da bu plan doğrultusunda hazırlandı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), çocukların sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme alışkanlığı kazanmaları amacıyla eğitim programı başlatacak. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, konuyla ilgili bir genelge yayımladı. Program 'beslenme, vitamin ve mineral yetersizlikleri ile açlığın yok edilmesi' için hazırlanan ulusal planın bir parçası. Genelgeye göre, ilgili birimlerin yürüteceği faaliyetler şöyle:
Okul çağındaki çocukların dengeli beslenme alışkanlıkları edinmeleri sağlanacak.
Gıda ürünleri ve toplu tüketim yerlerinde ara kademelerde çalışacak kişiler eğitilecek ve bu konuyla ilgili yasal düzenlemeler oluşturulacak.
Gıda üretiminde çalışacak kişiler eğitilecek.
Gıda yardımı ve okul sütü programlarıyla okul sağlığı hizmetleri geliştirilecek.
Halk, beslenme konusunda bilinçlendirilecek.
Hamilelik öncesinde 'folat' (genellikle yeşil yapraklı sebzelerde bulunan vitamin) ile ilgili sorunun önlenmesine yönelik eğitim verilecek.
Ergenlik çağındakilerle çocuklarda demir, kalsiyum, çinko, B6 ve D vitamini yetersizliği sorunlarının önlenmesi için tedbir alınacak.
Beslenmeye dayalı kronik hastalıkların önlenmesi için çalışmalarda bulunulacak.
Çalışmaları MEB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü ve İlköğretim Genel Müdürlüğü diğer birimlerle işbirliği yaparak yürütecek. Aylık raporlar hazırlanarak, Devlet Planlama Teşkilatı'na (DPT) bildirilecek.
Ulusal planın parçası
Milli Eğitim Bakanı Çelik'in verdiği bilgiye göre, 1992 Uluslararası Beslenme Konferansı ile 1996 Dünya Gıda Zirvesi'ne katılan ülkelerin üst düzey yöneticileri 'beslenme, vitamin ve mineral yetersizlikleri ile açlığın yok edilmesi' amacıyla ulusal eylem planları hazırlanmasını kabul etmişti. Bunun üzerine DPT Müsteşarlığı koordinatörlüğünde bir Ulusal Gıda ve Beslenme Eylem Planı yapıldı. 'MEB Ulusal Gıda ve Beslenme Eylem Planı Uygulama Programı' da bu plan doğrultusunda hazırlandı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)