4 Ekim 2009 Pazar

Ciwan Haco'dan aşk ve dansın albümü

Sürdüren Ciwan Haco, tekrar tartışılacağa benziyor. Bir aşk ve dans albümü olan 'Na na'yı çıkaran Haco, hüzünden kopuşunu 'Ağlamaya son vermek lazım' diye açıklıyor.

Batman konseriyle sevenlerinin ağzına adeta bir parmak bal çalan, Türkiye gündemine oturan Ciwan Haco, son çalışması 'Na na'yla (Hayır, hayır) karşımızda yeniden. 18 Ocak'ta İstanbul'da Abdi İpekçi Spor Salonu'nda vereceği konser öncesinde dinleyicilerine gönderdiği bu albümü de tartışılacağa benziyor Haco'nun. Batman konseri öncesinde düzenlediği basın toplantısında ipuçlarını verdiği, maxi single niteliğindeki 'Na na' Haco'nun müzikteki arayışının bir ürünü. Batı sound'unu geleneksel motiflerle birleştiren Haco, 'Derya' albümünde denediği elektronik tarzın ardından bu albümde de müzikteki yolculuğunu sürdürüyor. 'Derya' albümü kimi sadık dinleyicileri tarafından eleştirilmiş olsa da Haco, bu albümde eleştirilere pek itibar etmemiş görünüyor.
Politik bir sanatçı olmadığını belirtse de tüm albümlerinde politik parçalara yer veren, çoğu hayranı tarafından da öyle algılanan Ciwan Haco, 'Na na'yı tamamen bir 'aşk ve dans albümü' olarak tasarlamış. Albümdeki dört parça ve bunların remix versiyonlarının çoğu Haco'nun kendi imzasını taşıyor. 'Na na' ve 'Se se' hızlı ritimleriyle dikkat çeken şarkılar. Öyle ki bu iki parçayı dinlediğinizde yerinizde duramıyorsunuz. Özellikle 'Se se'nin nakarat bölümleri Kürtçe bilmeyenler tarafından da rahatlıkla hatırlanıp söylenebilecek nitelikte. Bu da şarkının dillerden düşmemesi ve çok popüler olabilmesinin yolunu açıyor. Engeller kalkar da televizyonlarda Haco klipleri gösterilirse ilginin boyutunu da test etmek mümkün olacak.

'İnsan bir kez yaşıyor'

Özellikle 'Derya' albümüne dek çalışmalarında yoğun hüzünle karşılaştığımız Haco'nun 'Na na'yı aşk ve dans albümü olarak tasarlamasının
nedeni var. Haco, albümün yoğun dans ritimleriyle bezeli oluşunu ise,
"Ağlamaya son vermek lazım. İnsan bir kez yaşıyor. 'Na na'yı yaparken de bunu düşündüm. İnsanlara umut ve neşe veren bir çalışma. Daha çok parti müziği. İki farklı insanı birbirine sevdirecek, sohbet ettirecek bir albüm" diyerek açıklıyor. Bu albümle dinleyici kitlesini genişletecek gibi görünen Haco, bunları dile getirse de onu müziğiyle yakından tanıyanlar bir parça hüzün de bulabilirler. 'Sî û se gûle' albümünde okuduğu, 'Na na'da da karşımıza çıkan ve üç versiyonu bulunan 'Gulek' parçası bunlardan biri mesela. Şarkı, Haco'nun söylerken başka bir boyuta geçtiği hissini uyandırıyor. Bu albümde de Haco'nun pek çok albümünde olduğu gibi yabancı müzisyenlerin de emeği var. Ayhan Evci'nin prodüktörlüğünü yaptığı albüme Tobias Heinsohn. Alfred Sostegno, Chris Control, Niko Sievekin ve Tom Meyer katkıda bulundu.

37 yıl sonra Mrs Robinson

Artık olgun rollerin kadını olan Demi Moore, yeni filminde
'baştan çıkaran' Mrs. Robinson'ı canlandıracak. 1967 tarihli, sinema klasiklerinden biri olan 'The Graduate'in yeni versiyonunda dünyayı tanımaya çalışırken Mrs. Robinson'la ilişkiye giren öğrenciyi ise Ashton Kutcher canlandıracak. Mike Nicols'un yönettiği ilk filmde kolejli genç Benjamin rolü, Dustin Hoffman'a büyük ün getirmişti. Mrs. Robinson'ı ise Anne Bancroft canlandırmıştı. 41 yaşındaki Demi Moore ile 25 yaşındaki Kutcher, ilk defa bir filmde bir araya gelmiş olacak. İkilinin moda dünyasını anlatan bir filmde karşılıklı oynayacakları söylenmiş, ama o proje gerçekleşmemişti.

Siemens'in galerisi oldu

Siemens Sanat Galerisi, 16 Ocak'ta açılıyor. İlk serginin konsepti HAYA(L)T olacak. Bu sergide galeri, yedi sanatçının fotoğraf, resim, enstalasyon, multimedya ve yeni medya çalışmalarına ev sahipliği yapacak. Siemens Sanat Galerisi, genç yeteneklere ve deneysel çalışmalara yer vererek, gençlerin seslerini duyurabilecekleri ve fikir alışverişinde bulunabilecekleri güncel bir plastik sanat merkezi olmayı hedefliyor. Yılda altı sergi açılacak mekânda kişisel sergiler ve grup çalışmaları da yer alacak. Küratörlüğünü, galerinin de sorumluluğunu üstlenen akademisyen Marcus Graf'ın üstlendiği ilk sergi, bir ay boyunca görülebilecek. Tel: 0216 459 32 86 (Kültür Sanat)

98 yaşın avantajı var

8. gününde enkazdan çıkarılan 98 yaşındaki Şahrbanu, ilerlemiş yaşı ve ailesinin başucuna bıraktığı gıdalar sayesinde hayatta kalmış.

İran'ın tarihi Bem kentini vuran depremde dikkatler sekiz gün enkaz altında kaldıktan sonra mucize eseri enkazdan çıkarılan 98 yaşındaki kadına çevrildi. Yıkıntılardan önceki gün çıkarılan Şahrbanu Mazandarani adlı kadının kurtulmasını geçkin yaşı sağlamış.
Kızılhaç ve Kızılay ekiplerinin başındaki Norveçli Doktor Paul Oldberg, hastaneye kaldırılan yaşlı kadının sadece ayakları kırıldığı için yürüyemediğini söyledi. Mazandarini'nin hayatta kalmasını 'mucize' diye niteleyen Oldberg, "Enkaz altında üç günden fazla yaşamak az rastlanılır bir durumdur. Bunda yaşlı insanların metabolizmasının daha az besin ve suya ihtiyaç duyması da etkili olmuş olabilir" dedi. Mazandarini'yi kurtaran diğer etken yatağında uyuyor olması ve ailesinin başucuna kahvaltılık yiyecek ve içecek bırakması. Depremde yatağı yıkılan iki duvar arasındaki sıkışan mobilyaların yarattığı boşlukta kalan yaşlı kadını dondurucu soğuktan sarındığı battaniyeler ve kat kat giydiği kıyafetler korumuş. Mazandarini enkaz altında vaktini Tanrı'ya dua ederek geçirmiş. Kızılhaç yetkilisi Denis McClean'in aktardığına göre yaşlı kadının ilk sözleri, "Çok üşüdüm. Lütfen elinizi başımın arkasına koyun. Bir bardak çay alabilir miyim?" oldu. Getirilen çayı sıcak bulup görevlileri paylayan yaşlı kadın, "Çok sıcak, yavaş yavaş içirin" dedikten sonra, "Deprem mi oldu?" diye sormuş. Yetkililer Mazandarini'nin deprem anını hatırlamadığını
söylüyor. Yaşlı kadın, kendine gelince bulunmaları umuduyla iki çocuğu ve iki torunun isimlerini verdi.


Sıra Tahran'da mı?

Depremin ardından 12 milyon nüfuslu başkent Tahran'ı da korku sardı. En az 6 büyüklüğünde bir depremin bekleyen yetkililer böyle bir durumda en az 1 milyon kişinin öleceğinden endişeli. Tahran ve çevresinin dört fay hattı üzerinde kurulu olduğuna dikkat çekiliyor.

ABD Kürtlere baskın yaptı

Irak'ta Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtsever Birliği'nin (KYB) Kerkük'ü de içeren Kürt federasyonu tasarısını sunmalarıyla gerginlik doruğa çıkarken, ABD duruma ilk kez el attı.
Geçen hafta Kerkük'teki etnik çatışmaların can almasının ardından, Amerikan askerleri önceki gün KYB ile KDP başta olmak üzere, tüm siyasi parti bürolarında silah aradı. Parti binalarında ruhsatlı 10 silah dışındaki silahlara el konuldu. Üst düzey bir KDP yetkilisini gözaltına aldıklarını belirten çavuş Robert Cargie, KDP bürosunda iki roket güdümlü el bombası (RPG), iki Kalaşnikof, 107 mm'lik iki roket, bir tüfeğe, KYB bürosunda da bir Kalaşnikof ile beş RPG'ye el koyduklarını belirtti.


Arap-Türkmen-Asurilerin talepleri...

ABD baskınları, kent meclisinin beş Türkmen, dört Arap ve bir Asuri üyesinin, parti binaları ve devlet dairelerinin silahtan arındırılması dahil bir dizi talepte bulunan ortak bildirisinin ardından geldi. ABD'li sivil yönetici Paul Bremer'a sunulan bildiride, geçen hafta Türkmen göstericilere ateş açan kişilerin yakalanıp yargılanması, belediye ile 20 sivil toplum kuruluşu başkanlığı için yeni atamalar yapılması, çoğu Kürt olan polis ve sivil savunma teşkilatlarının yeniden yapılandırılması, kente yerleştirilen 10 bin Kürt'ün geri gönderilmesi isteniyor.
Geçici Hükümet Konseyi'nin (GHK) Dönem Başkanı Adnan Paçacı ise, federasyondan yana olduğunu, ama Kürtlerin işi aceleye getirmemesi gerektiğini belirterek, "İlkesel olarak federasyonu kabul ettik. Ama çeşitli fedarasyon biçimleri var. Hangi biçimin uygulanacağını şu an söylemem mümkün değil" dedi.

'Düşman kardeşler' sıcak temasta

Keşmir sorunu nedeniyle iki kez savaşan Pakistan ve Hindistan ilişkilerinde bahar rüzgârları esiyor. Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılan 12. Güney Asya Bölgesel İşbirliği toplantılarına katılmak için üç yıl sonra ilkkez bu ülkeye giden Hindistan Başbakanı Atal Behari Vajpayii dün Pakistanlı meslektaşı Zaferullah Han Cemali baş başa görüştü. Pakistan Dışişleri Bakanlığı toplantının içeriğine dair açıklama yapmazken, görüşmelerin iyi geçtiğini belirtmekle yetindi. Görüşmenin ardından bir açıklama yapan Vajpayii Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref'le bir
araya gelmek istediğini duyurdu. Müşerref-Vajpayii görüşmesi pazartesi yapılacağı açıklandı. Vajpayii, Pakistan'a gelmeden önce Keşmir sorununun masaya yatırılacağı hiçbir toplantıya katılmayacağı ve Müşerref'le görüşmeyeceğini duyurmuştu.

Mısır uçağı sabıkalıymış

Cuma günü Kızıldeniz'de uçak faciasına yol açan Mısır'ın Flash Havayolları'nın karanlık bir sicili olduğu ortaya çıktı. Boeing 737 tipi yolcu uçağının, Şarm El Şeyh'den kalkmasından kısa süre sonra 148 kişiyle birlikte sulara gömülmesinin ardından, İsviçre daha önce güvenlik endişeleri nedeniyle Flash Havayolları'nın seferlerini yasaklamış olduğunu duyurdu.
İsviçre Federal Sivil Havacılık Ofisi sözcüsü Celestine Perissinotto, Ekim 2002'de Zürih Havaalanı'nda bu havayoluna ait bir uçakta rutin denetimde eksiklikler saptadıklarını belirtti. Perissinotto, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün düzenlemelerini ihlal eden eksikliklerin seferleri acilen yasaklama kararı için yeterli olduğunu belirtti. Ekim 2002'de aynı havayoluyla Bologna'ya uçan İtalyan turistler de, bir motorun Yunanistan üzerinde alev alması üzerine Atina'ya acil iniş yaptıklarını anlattı. Flash Havayolları'nın şef pilotu Hasan Münir ise "Bu normaldir. Uçuşta motor alev alabilir" dedi.
Ayrıca İsviçreli yetkililer, geçen yıl Paris'e giden Flash Havayolları'nın bir uçağının kötü hava koşulları gerekçesiyle Cenevre'ye acil iniş yaptığını, ancak olayla ilgili tam açıklama talebine yetersiz yanıt aldıklarını aktardı. Bu açıklamalar tartışma yarattı. Mısır Havacılık Bakanı Ahmed Şefik, suçlamaları 'temelsiz' diye niteleyerek, "Kanıtları vardıysa, iletmeleri gerekirdi" dedi. Perissinotto ise, "Raporumuzu Mısırlı yetkililere sunduk, ama hiç tepki alamadık. Fransa gibi diğer Avrupa ülkelerini de haberdar ettik" yanıtını verdi. Flash Havayolları'nın sadece iki uçağı var. Yani düşen, İsviçre'nin eksiklik saptadığı veya Yunanistan üzerinde alev alan uçak.


Fransa robot denizaltı gönderdi

Yolcuların 134'ünün Fransız olmasından ötürü ceset arama çalışmalarına Fransa da katılıyor. Paris, Kızıldeniz'e bir bakan yardımcısı, firkateyn, DNA uzmanları, dalgıç ekibi ve robot denizaltı dahil yüksek teknoloji
ürünü teçhizat gönderdi. İki karakutunun denizin en az bin metre dibinde yattığı sanılıyor. Kazada çok sayıda Fransız ailesinin yok olduğu belirtiliyor.

Afganistan artık 'İslam Cumhuriyeti'

Afganistan'da, Loya Jirga (Büyük Şûra) Taliban sonrası yapılacak ilk demokratik seçimler için önem taşıyan yeni anayasayı üç haftalık hararetli tartışmaların ardından kabul etti. Kâbil'de dev bir çadırda toplanan 100'ü kadın 502 delege, Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin kendini güçlendirilmiş yetkilerle donatma talebinin kabile liderlerince reddedilmesi üzerine çıkmaza giren görüşmelerden sonunda uzlaşmayla çıktı. Kabul edilen 160 maddeli anayasa taslağına göre, Afganistan 'İslam Cumhuriyeti' olacak. Anayasa hiçbir kanunun dini inançlara karşı olamayacağını, kadın ve erkeğin yasa önünde eşit olduğunu öngörüyor. Tasarıda 'güçlendirilmiş' başkanlık sistemi de kabul edildi. Ancak uzlaşmaya bir yerine iki başkan yardımcısı olması koşuluyla varıldı. Dari ve Peştu dilleri resmi dil kabul edilirken, etnik dillerin çoğunlukla konuşulduğu bölgerde üçüncü resmi dile olanak tanındı.

Tiflis'te yeni dönem

Başkanlığı seçimiyle Şevardnadze'nin bıraktığı koltuğa 'kadife devrim'in lideri Saakaşvili'yi oturttu. Genç lideri zorlu günler bekliyor.

Gürcistan, ABD destekli bir halk isyanıyla devrilen Eduard Şevardnadze'den boşalan devlet başkanlığı koltuğunun yeni sahibini belirlemek için dün sandık başına gitti.
2 Kasım'daki genel seçime diz boyu hile karıştığının ayukka çıkmasıyla patlayan ve 22 Kasım'da Şevardnadze'yi deviren isyanın başını çeken Mihail Saakaşvili'nin, seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Eğitimini ABD'de tamamlayan Saakaşvili, 'kadife devrim'i gerçekleştiren muhalif partiler blokunun ortak adayı. Nitekim dün gece açıklanan sandık sonu anketleri Saakişvili'nin oyların yüzde 86'ını aldığını ortaya koydu. Kesin sonuçların açıklanmasını beklemeyen Saakaşvili zaferini ilan ederek "Tüm Gürcü halkına, destekçilerime teşekkür ediyorum. Bu yalnız benim değil tüm Gürcistan'ın zaferi" diye konuştu. Öte yandan yeni başkanı, yaygın yoksulluk ve yolsuzluk, 1.7 milyar dolarlık dış borcun yanı sıra, özerk cumhuriyetlerden Acara'nın bağımsızlık, Abhayza ile Güney Osetya'nın Rusya'yla birleşme tehditleri ve Moskova yönetimiyle fırtınalı ilişkiler gibi zorlu sorunlar bekliyor.


Herkesin malumu...

Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattında stratejik önemdeki Gürcistan'ın şeffaf demokrasiye geçmesi açısından kilit önemdeki dünkü seçimde altı aday yarıştı. Ancak seçim sandığından Ulusal Hareket Partisi'nin lideri Saakaşvili'nin çıkması o kadar malumdu ki, seçim öncesi kamuoyu yoklaması bile düzenlenmedi. Hatta Şevardnadze de, oyunu Saakaşvili'ye verdi. Sandık başı sohbetinde, daha önce oy kullanmaya kara verdiğini anlatan Şevardnadze, 'Oyunuzu Saakaşvili'den yana mı kullandınız' sorusuna "Doğru cevaba yakınsınız" yanıtını verdi.


'Kitleler onu seviyor'

75 yaşındaki eski lider, 'zeki siyasetçi' dediği Saakaşvili'yi "Daha az konuşup daha çok çalışmalı. Bu kadar popülizm yeter. Çok iş var" diye eleştirmeyi de ihmal etmedi. Şevardnadze'nin kızı Manana da, cuma günü yeni lideri "Cumhuriyetimize iyi bir gelecek garanti edebilir. Enerjik, faal biri. Kitleler onu seviyor. Lider niteliklerine sahip olduğuna şüphe yok" sözleriyle övmüştü.
Uzmanlar, diğer adayların sadece yüzde 1'lik oyu aralarında paylaşacakları
görüşündeydi. Seçimi başta Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) birçok uluslararası kuruluştan çok sayıda yabancı gözlemci izledi. Aralarında iki AKP'li ve bir CHP'li milletvekili de vardı.


Katılım oranı tutturuldu

Seçime yılbaşı tatili rehavetinin çökeceği öngörüleri doğru çıkmazken, sandık başlarında kuyruklar oluştu, katılım yüzde 50'yi epeyce geçti. Neli Amvrosova, "Oy kullanmayı o kadar istiyordum ki, gece uyuyamadım. Oyumu Saakaşvili'ye veriyorum, bize umut veriyor" dedi.
Saakaşvili de, Rus basınının katılımın düşük olacağı iddiasına rağmen halkın sandık başına gittiğini, ülke tarihinde daha önce seçime böylesi aktif katılım görülmediğini belirtti. Yeni lider, ülkede başta Azeri toplumu olmak üzere, bütün etnik azınlıklara büyük saygı duyduklarını vurguladı. Tiflis'teki iktidar değişiminin ardından savurduğu seçimi boykot tehdidini yıl sonunda geri çeken Acara'da ise, sandık sürecinde sorun yaşanmadı.

Genç kuşağın temsilcisi

İktidara jet hızıyla yükselip dünyanın en genç liderlerinden biri olan 36 yaşındaki Mihail Saakaşvili, yüzü Rusya'ya değil Batı'ya dönük yeni siyasi kuşağın temsilcisi. ABD'nin Columbia Üniversitesi'nde hukuk
eğitimi almış ve New York'ta avukatlık yapmış olan Saakaşvili, cazibeli bir Hollandalıyla evli olup İngilizce, Fransızca ve Rusçayı akıcı konuşuyor. Ülkesine döndüğünde Şevardnadze'nin kanatları altına giren Saakaşvili, 2000'de adalet bakanlığı görevine getirildi, ama kısa zamanda yolsuz bir hükümette çalışmaktan usandı. Bir kabine toplantısında diğer
bakanların yolsuzluk sayesinde satın aldığı villaların belgelerini masaya serince, kriz çıktı.
Şevardnadze'nin desteğini alamayınca istifa edip kendi partisini kuran Saakaşvili, Tiflis belediye meclisinde çoğunluğu ele geçirince, kasımdaki genel seçime hile karışmasına isyan etti. Ama genç lider, 'gümüş tilki' lakaplı Şevardnadze'den farklı olarak, 'karşıtlarını hücreye attırma' tehdidi gibi aklına geleni söyleyen bir siyasi olarak biliniyor.
 
makinesi | hemen çevir | icra | Firefox E-Book Reader | havlu kenarı danteli örnekleri | ilahi dinle