22 Ekim 2009 Perşembe

Hava sıcaklığı düşüyor

Hafta sonu bahar havası yaşatan sıcaklık, yarından itibaren mevsim normallerine düşecek. Yağışlar perşembe gününe kadar sürecek.

Bugün Karadeniz, İç Anadolu'nun doğusu, Doğu Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, yarın Trakya, Orta ve Doğu Karadeniz, İç ve Doğu Anadolu bölgelerinin kuzeydoğusu, Güney Ege ve Batı Akdeniz, çarşamba günü ise Marmara'nın doğusu, Ege, Karadeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu'nun kuzey ve batısı ile Batı Akdeniz yağışlı olacak. Yağışlar yağmur, Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunda karla karışık yağmur ve kar şeklinde görülecek. Yağış almayan yerlerde hava parçalı bulutlu.

AB'ye proje yağmuru

Türkiye, Avrupa Birliği Komisyonu'nun bilim ve teknoloji alanında başlattığı 6. Çerçeve Programı'na sunduğu projeler ve araştırma-geliştirme faaliyetleriyle göz doldurdu. TÜBİTAK Başkan Danışmanı ve programın ulusal koordinatörü Prof. Dr. Faruk Arınç, Türkiye'nin henüz ilk proje döneminde yaklaşık 500 proje sunduğunu belirterek, "İlk yılda verilen projeler ve oluşturulan iletişim ağı ile memnuniyet verici bir performans gösterildi. Bu ilgi, katılım için verilen paraya değer. 'Programla biz aslında bilgili insan sayısını artırmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

Pisi pisine öldü

Zeytinburnu'nda yol anlaşmazlığı yüzünden çıkan silahlı kavgada,
tesadüfen olay yerinde bulunan 16 yaşındaki Hambeli Bayat, 'maganda' kurşununa hedef oldu.


Yaralandığı fark edilmeyen Bayat, çevredekilerce bayıldı sanılarak ambulansa da bindirilmeyince, iç kanamadan öldü. Hüseyin Karagöz önceki gece, akrabaları Orhan ve Turan Kesik ile otomobille gezmeye çıktı. Karagöz'ün aracı, dar bir sokakta Yunus Erdoğan'ın kullandığı otomobille karşılaştı. İki grup arasında yol verme yüzünden başlayan tartışmada silahlar çekildi. Karagöz'ün açtığı ateş sonucu Yunus Erdoğan yaralanırken, o sıra sokağın berberine girmek üzere olan Hambeli Bayat kasığından giren kurşunla yere yığıldı. Erdoğan'ı arkadaşları otomobille hastaneye götürürken, Bayat için de ambulans çağrıldı. Ancak Bayat, vücudunda kan olmadığı için çevresindekilerce bayıldı sanılarak, gelen ambulans geri gönderildi.

'Akdenizli'nin serüveni

Soyu tükenmek üzere olan sevimli deniz hayvanı ile onu kurtarmaya çabalayan bir avuç insanın öyküsü, bir belgeselle karşımıza çıkıyor. Marmara ve Karadeniz'de hiç kalmayan, sadece Akdeniz'de bulunan Akdeniz fokunun üzerine kurulu 'Akdenizli' belgeseli, bir canlının tükenme noktasından nasıl döndüğünü, insanın ekosistemi nasıl tahrip ettiğini gösteriyor.

Her şey 15 yıl önce dalgıçlığa meraklı üç üniversite öğrencisinin bir araya gelmesiyle başladı. Su Altı Araştırmaları Derneği'ni kuran gençler, bu coğrafyaya ait olduğunu az sayıda bilim insanı dışında kimsenin bilmediği bir hayvanın, Akdeniz fokunun farkına vardı. Bunun üzerine dernek bünyesinde Akdeniz Foku Araştırma Grubu'nu kuran gençler, deyim yerindeyse, o günden sonra hayatlarını bu canlıya adadı. Çünkü Akdeniz foku, insan eliyle nesli tükenmek üzere olan bir canlı halini almıştı.
Balıkçıların şiddetine maruz kalıyor, avlanmada kullanılan gırgır, trol ve dinamit de ölümlerini artırıyordu. İnsan ve bu sevimli canlı arasında yüzyıllardır süren ve insanın galibiyetiyle sonuçlanmak üzere olan mücadele karşısında gençler, 'kalıcı bir barış' için yola koyuldu. Balıkçılara, kıyı insanlarına, Akdeniz foku ve deniz canlılarının önemi anlatıldı. Böylece 15 yılda ciddi mesafeler alındı. Akdeniz fokunun zararsız bir hayvan olduğunun bilincine varan insanlar, artık onu öldürmemeye, dahası gördükleri an fotoğraflamaya ve bunları gençlere ulaştırmaya başladı.

Duvarların Dili Olsa

Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, geçen cuma İspanya'nın Ankara Büyükelçisi Manuel De La Camara'yı kabul etti. Ziyaret, bir önceki gece Beşiktaş ve Galatasaray'ın İspanyol takımlarıyla UEFA maçlarında karşılaşması nedeniyle renkli bir sohbete sahne oldu.

Şahin'in İspanyol takımlarının ilk turda avantajlı olduklarını kabul etmesi bir yana, Büyükelçi Camara'nın anlattığı bir anı ziyaretin rengine renk kattı. Şahin'in aktardığına göre aynı zamanda maratoncu olan Camara, İstanbul'daki Avrasya Maratonu sırasında ilginç bir protestoyla karşılaşmış. Mehmet Ali Şahin'in anlattığına göre üç yıl önceki maratonda 43 kilometrelik koşuyu tamamlayan Camara, stada girerken elinde tuttuğu ispanyol bayrağını sallamaya başladı. Varış çizgisine kısa süre kala pet şişe yağmuruna tutulan Camara atılan şişelerin geldiği yere bakınca protestonun nedenini de anladı. İspanya Bayrağı sarı kırmızıydı ve Büyükelçi Camara Beşiktaş taraftarlarının önünden geçerken ısrarla bu bayrağı sallıyordu.

Kamu 'reformu' seçim sonrasına

TBMM Genel Kurulu'nun altı çalışma günündeki toplam 71 saatlik görüşme maratonunda 60 maddelik Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı'nın 49 maddesi kabul edilebildi. Görüşmelere 28 Mart yerel seçimlerinden sonra devam edilecek.
Komisyonlardaki görüşmeleri CHP'lilerin protestosuyla karşılaşan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı'nın Genel Kurul'daki görüşmeleri de oldukça gergin geçti. CHP'liler Meclis İçtüzüğü'nün sağladığı tüm olanakları kullanarak görüşmeleri uzattı. CHP'lilerin engelleme çabasıyla her bir madde ancak 1.5 saatlik görüşme sonunda kabul edilebildi. AKP'liler isee tasarıyı yasalaştırma

Tatavla'dan Moda'ya bir karnaval

Fiko buzuki çalıyordu. Klavyede Vangel Bazgalo vardı. Pist tıklım tıklım dolmuştu.

Saçı bigudili hamile mi, belinde kılıcıyla tek gözlü 'dişi korsan' mı, elinde klarnetiyle 'Roman çalgıcı' mı, kucağına aldığı 'kazık kadar' plastik çocuğuyla Orta Anadolulu bir 'kapıcı karısı' mı, Paris bulvarlarında gezinen bir 'hayat kadını' mı, 1960'lardan kalma bir 'Hollywood yıldızı' mı, siyah eteğinin üzerinde dolaşan alev rengi fırfırıyla bir 'İspanyol dansöz' mü, keçi sakalını siyah bir bere ile Fransız entellektüelliğine tamamlayıp kadife ceketinin altında gizlediği göğüsleriyle bir 'bohem erkek' mi, yoksa dar pantolonunun üzerine kurukafalı korsan figürüyle kırmızı bandana takan 'iç Akdenizli' bir Roman mı?.. Ne istiyorsan, kimi arıyorsan herkes oradaydı.
Sirtakiler, kasap havaları, Rumca napolitenler, valsler, tangolar salonu 'ayağa kaldırmış'tı. Sahnede 'muhteşem bir kadın' şarkı söylüyordu ama 'erkek sesli'ydi. Göğüslerinin tam ortasındaki yapma gülü, eteğinin kemerine sıkıştırdığı yırtmaçlı elbisesi, siyah dalgalı saçları, hasır örgü şapkası ile karşımızda duran 'işte o kadın' meğer bizim Yanni Klimendakis'miş.

Güldünya göre göre soldu

Güldünya Tören, göz göre göre 'töre' kurbanı oldu. İstanbul Barosu, genç kadının korunması için önlem almayan polis hakkında suç duyurusu yapacak.

Güldünya, törenin namlusu altında aylar geçirdi. İki kez ölümden kurtuldu. Polislere sığındı. Kendini güvende hissetti. Ama her seferinde onu kurtaracak bir çözüm bulunmadan yalnız bırakıldı. İnfazdan ilk kurtuluşunda polis, aileden 'öldürülmeyeceği' sözünü almak ve bir güvenilir kişiye teslim etmekle yetindi. Aile, sözü tutmayacağını kurşunlar sıkarak gösterdi. Yaralı kurtulan Güldünya, hastanede de yalnız bırakıldı. Üstelik yanında, Güldünya'nın hep korktuğu amcası vardı. Avukat kadınlar, görevi ihmal gerekçesiyle polisler hakkında suç duyurusunda bulunacak.

Emniyet'in savunması: Şikâyetçi olmadı

İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi sözcüsü avukat Ayten Ağırdemir, polisin kendisine sığınan bir kadını koruyamadığını ve görevi ihmal suçu işlediğini ileri sürdü.

Güldünya'nın sığınma evi ya da İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'nün Konukevi'ne yerleştirilebileceğini söyleyen Ağırdemir, "Polisin büyük bir ihmali söz konusu.
Güldünya ilk sığındığında korunmuyor. Vurulduktan sonra da korumaya alınmıyor. Biz, polis hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü yetkilileri ise Güldünya'nın kardeşlerinden şikâyetçi olmadığını belirterek, kendilerini şöyle savundu: "Yaralama, adi bir olay olarak değerlendirildi. Her yaralının başında bir polis bekleyemez. Hastaneye girişlerin kontrol görevi özel güvenlik teşkilatındadır."

İnsan olanın zulmü

Antalya Dumlupınar Caddesi üzerinde arabaya koşulu bir at yere yığıldı. Uzun süre yol kenarında kıvranan ata sahipleri Hakan ve Hasibe Kalkan önce, yeşillik verdi. At, yerinden kalkamadı. Sahipleri karnını ovalayıp sevdi, ayaklarına masaj yaptı. At yine kalkamayınca Hasibe Kalkan, atı tekme ve kırbaç darbeleriyle 10 dakika dövdü. Kalkan, hayvan ayağa kalkınca da, "Ben söylemiştim, bu at iyilikten anlamıyor" diyerek güldü.
 
makinesi | hemen çevir | icra | Firefox E-Book Reader | havlu kenarı danteli örnekleri | ilahi dinle